Arkadaşlar, konu başlığı açarken düz metne takılmadan direkt konunun kemğine inmek istiyorum. Son yıllarda Atatürk’e atfedilen sahte sözlerin ve internet şehir efsanelerinin yayılma hızı ciddi biçimde arttı. Buradaki asıl tehlike, tekil yalanların değil, sistemin kendisinin çürümesi. Kaynağı teyit edilemeyen bir sözü kimin, ne sıklıkla, hangi mecralarda tekrar ettiğini ölçecek somut bir metrik var mı sizce? Yani “kaç kez görüldü” ile “kaç kez kaynaklandırıldı” arasındakı farkı gösterecek bir parametre önerir misiniz?
Konuyu mühendislik terimiyle düşünürsek, bir iddia ne kadar tekrarlanırsa gerçek sayılır algısı, tarihsel arşiv belgelerinin otoritesini长期 şekilde erozyona uğratıyor. Uzun vadeli hasarın kalıcı olup olmadığını anlamak için, sahte kaydın doğrulama süreçlerini ne kadar süreyle felç edebileğini hesaplayan bir model lazım. Bunu yaparken bilimsel, hukuki ve mühendis sınırı nasıl ayıracaksınız? Örneğin, bir sözü iddia eden kaynağın tarihlenmemesiyle, o sözin aslıyla çelişmesi arasında sizce hangi eşikte hukuki sorumluluk devreye giriyor?
"Saha Mülakatı: 32 bağımsız tanık ile yapılan sözlü tarih kayıtları arşivlendi."