Arkadaşlar, yıllardır arşiv/tarih araştırmacılığı yapan biri olarak canımı oldukça yakıyor bu konu. İnternet üzerinde Atatürk’e atfedilen, fakat kaynakça’da asla geçmeyen, kronolojik olarak imkânsız (örneğin 1927’den sonra vefat ettiği halde 1938 sonrasına tarihlenen) binlerce sahte söz dolaşıyor. Benim merak ettiğim teknik kısım şu: Bir sözü sahte olarak tespit ederken hangi somut parametrelerle ilerlemeliyim? Metin içi dilbilgisi/tarihçilik analizi, elyazması/tarih dipnotu takibi ve müstakil kaynak doğrulamasının her birinin güvenilirlik seviyesi nedir? Yani “bu söz sahte” demek için hangi kanıt zincirini kurmalıyım ki iddiam hukuki/bilimsel sınıra otsun, yoksa keyfi muhâkeme sayılmamalı?
İkinci olarak, bu sahte sözlerin uzun vadeli riski ve kalıcı hasar ihtimali konusunda deneyim paylaşan var mı? Bir ifadenin halkın hafızasında yerleşip yerleşmediğini nasıl ölçebiliriz? Örneğin, defalarca tekrarlanan bir asılsız alıntı, gerçek bir belgeden daha mı güçlü
"____________________________________"
"Geçmişini unutan toplumlar, onu yeniden yaşamaya mahkumdur."