
Schaffhausen’deki Tarihi Leprozyum Kazısı
Arkeologlar, Schaffhausen’in kuzeyinde yer alan ve 13. yüzyıldan itibaren veba ve cüzzam gibi bulaşıcı hastalıklara yakalananların toplumdan tecrit edilerek tedavi edildiği St. Oswald Cüzzam Hastanesi kompleksine ait mezarlık alanında kapsamlı kazılar gerçekleştiriyor.
Tarihsel kayıtlara göre bu hastaneler (leprozaryumlar), bulaşıcı hastalıklardan korunmak amacıyla kent surlarının hemen dışına, ana ticaret yolları üzerine inşa ediliyordu. Böylece hastalar hem şehre girmeden hayırseverlerin yardımlarını kabul edebiliyor hem de şehir sakinleriyle temasları sınırlandırılıyordu.


200’den Fazla Bireye Ait İskelet ve Antropolojik Analizler
Kazı alanında titizlikle belgelenen 200’den fazla mezar, Orta Çağ toplumunda dışlanan ve cüzzamla mücadele eden insanların yaşam koşullarına ışık tutuyor. Biyoarkeologlar ve fiziksel antropologlar, iskeletler üzerinde şu incelemeleri yürütüyor:
- Kemik Deformasyonları: Mycobacterium leprae bakterisinin kemik dokusunda, özellikle kafatası ve parmak uçlarında bıraktığı karakteristik erozyon ve izler taranıyor.
- Beslenme ve İzotop Analizleri: Diş minesi ve kolajen izotopları incelenerek hastaların hangi bölgelerden geldiği ve nasıl beslendiği belirleniyor.
- Antik DNA (aDNA) Sekanslaması: Cüzzam patojeninin evrimsel haritası ve o dönemdeki genetik varyasyonları araştırılıyor.

Orta Çağ’da Tecrit ve Manevi Yaklaşım
Orta Çağ Avrupa’sında cüzzam hastaları yalnızca fiziksel olarak değil, hukuki ve dini olarak da toplumdan ayrılırdı. Kendilerine “yaşarken ölü” muamelesi yapılır ve özel kıyafetler ile gelişlerini haber veren çıngıraklar taşımaları zorunlu kılınırdı.
Buna rağmen Schaffhausen bulguları, hastaların özenle Hristiyan defin geleneklerine uygun şekilde, doğu-batı ekseninde ve şahsi eşyalarıyla birlikte gömüldüğünü gösteriyor. Bu durum, toplumdan tecrit edilmiş olsalar dahi dini ve insani haklarının korunduğuna işaret ediyor.




Henüz yorum yok