Japonya’nın kuzeyinde Hokkaido adasında 1995 yılında ortaya çıkarılan nadir fosillerin, bugüne kadar Asya’da tespit edilen üç türden biri olduğu yeni bir tür zırhlı dinozor’a ait olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu dinozorun atalarının 100 ila 110 milyon yıl öncesine tarihlenen, bugünkü Alaska ile Rusya arasında eski bir kara köprüsü olarak görev yapan Bering Boğazı’nın bir zamanlar karaya bağladığı döneme uzanan bir göç yoluyla Kuzey Amerika’dan Asya’ya ulaştığını öne sürdü.
Yeni adıyla anılan dinozor, nodosaurid grubuna mensup bir tür olup, bilim insanları fosilleri modern dijital tarayıcı teknolojisiyle yeniden inceledi. Nodosauridlerin Asya’daki yetersiz temsil düzeyi ve yeni tanımlanan bu canlıın anatomik açıdan Kuzey Amerika’dan gelen türlerle benzerliği, türün Kuzey Amerika’dan Asya’ya geçiş yoluyla ortaya çıktığını işaret ediyor. Bulgular, dinozor paleontolojisi alanında uzun süredir tartışılan bir dağılım sorunu üzerine yeni bir ışık tutuyor.
Kara Köprüsünün İzinde Bir Göç
Nodosauridler, kemikli zırh plakalarıyla kaplı zırhlı dinozorlar olarak tanımlanıyor. Bu grup, ankylosauridlerle yakın akraba olsa da, ankylosauridlerden kendilerini avcıların saldırısına karşı korumak için kullandıkları ağır kuyruk sopalarına sahip olmadıkları için ayrılıyor. Nodosaurid fosilleri büyük ölçüde Kuzey Amerika ve Avrupa’da bulunmuş olup, Asya’da yalnızca birkaç örnek ortaya çıkarılmıştı.
Yeni çalışmada, araştırmacı ekibi 1995 yılında Hokkaido’da bulunan tek bir fosil örneğine yöneldi. Bilim insanları, 93 milyon ile 100 milyon yıl öncesine tarihlenen bu fosillerin kafatasının arka kısmını, çene kemiğinin bir bölümünü ve birkaç diş ile kemikli plaka içeren bölümlerini kapsayan dijital üç boyutlu tarama (CT) uyguladı. Bu tarama yöntemi, araştırmacılara örneklerin içini bozmadan daha fazla bilgi edinme imkânı sunuyor.
Fosili yeni bir bakış açısıyla ve yeni bir isimle yeniden değerlendirmek gerçekten de çok heyecan verici. Bozmadan içine bakabilmek, aksi halde elde edebileceğinizden çok daha fazla bilgiye ulaşmanızı sağlıyor.
Kanada’daki Kraliyet Britanya Kolombiyası Müzesi’nde araştırma ve koleksiyon yöneticisi ![]()
CT taraması, araştırmacılara örneklerin dijital üç boyutlu modellerini oluşturma imkânı veriyor. Ekibin CT taramaları ve anatomik analizine dayanarak yaptığı değerlendirmeye göre, fosillerin nodosaurid grubuna mensup yeni bir türü temsil ettiği sonucuna varıldı. Tür, “Nipponopelta yezoensis” adı altında anlandırıldı. “Nippon” ifadesi Japonya’yı, Yunanca kökenli “pelta” ise “kalkan” anlamına geliyor. “Yezo”, Hokkaido’nun geleneksel adı olarak biliniyor.
Ekibin bulgularına göre, N. yezoensis Kuzey Amerika nodosauridleriyle yakın akraba. Dinozorun atalarının, bugünkü Bering Boğazı’na denk gelen bir kara köprüsü üzerinden 100 ila 110 milyon yıl öncesine tarihlenen bir dönemde Kuzey Amerika’dan Asya’ya göç ettiğini öne sürüyorlar.
Fosil kaydı parçalı ve eksik doğası gereği, telefon kitabı kadar bir zaman diliminin yalnızca birkaç sayfasına sahip olduğunuzda kapsamlı bir hikâye anlatmak oldukça zor oluyor.
Kanada Doğası Müzesi’nde paleontolog
Kıyıya Yakın Yaşam ve Kayıt Eksikliği
Bir başka araştırma ekibi, N. yezoensis örneğini aslında deniz sedimanı içinde ortaya çıkarmıştı. Nodosauridler denizlerde yaşamazdı, bu nedenle bulgular, hayvan öldükten sonra cesedinin bir nehir ya da ağızlık boyunca denize sürüklenip nihayetinde okyanus tabanına çöktüğü ihtimalini işaret ediyor.
Birkaç başka nodosaurid fosilinin de kıyı ortamlarında bulunması, bu canlıların kıyı şeridinde yaşadığını gösteriyor. Çalışmanın yazarlarından, Kalgary Üniversitesi’nde dinozor paleobiolojisi alanında çalışan bir araştırmacı, bu durumun canlıların Bering Kara Köprüsü boyunca kıyıyı takip ederek göç etmesine ve yayılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Yine de nodosauridlerin çoğunlukla kıyı ortamlarında bulunması, daha iç kesimlerde de yaşayamadıkları anlamına gelmiyor. Kanada Doğası Müzesi’nde paleontoloji alanında çalışan, araştırmaya katılmayan bir uzman, iç kesimler ve dağlık bölgelerin nadiren fosil ürettiğini vurguladı. Bu ekosistemlerde erozyon, taşları aşındırarak fosil oluşumunu azaltıyor. Bu nedenle, zırhlı dinozorların bu bölgelerde yaşadığı, ancak fosil kaydında bu türlerin izlerinin bulunmaması olası. Kayıt eksikliği, bulguların yorumlanmasında dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor.
Fosil kaydının neden Asya’da Kuzey Amerika’ya kıyasla bu kadar az nodosaurid türü barındırdığı da tam olarak net değil. Asya’nın iç kesimlerinde birkaç ankylosaurid türü bulunmuş olsa da, kıtada nadir nodosaurid fosilleri ortaya çıkarılmış. Kayıt eksikliği mi yoksa nodosauridlerin Asya’da yeterince çeşitlenememiş olması mı bu durumu açıklıyor, henüz kesin olarak belirlenemiyor.
Bulgular, Cretaceous Research dergisinin 2027 yılının Şubat sayısında yayımlandı. Çalışmaya katkıda bulunan araştırmacılar, Asya nodosaurid ankylosaurilerinin dağılım desenine dair yeni bir perspektif sunarak, dinozorların kıtalar arası göç süreçlerini anlamaya yönelik çabaları derinleştirdi.
Kayıt eksikliği, kapsamlı bir anlatıyı zorlaştırıyor. Sadece telefon kitabı kadar bir zaman diliminin birkaç sayfasına sahip olduğunuzda, tam bir resim çizmektense dikkatli olmamız gerekiyor.
Kalگری Üniversitesi’nde dinozor paleobiolojisi araştırmacısı
TARİHÇİ DEĞERLENDİRMELERİ (1)