Arkadaşlar, Fatih’in kannâmesi ile “kardeş katli” uygulamasının devlet felsefesi arasındaki bağlamı net oturtmak istiyorum ama elimdeki kaynaklar birbirini tutmuyor. Bana göre mesele sadece “taht kavgasını önleme” değil; bu bir meşruiyet inşası. Şöyle soruyorum: 1451’den sonraki kanunnamelerde “kızıl elma” geleneği ile 1481 sonrasındaki idman pratiği arasında, devlet felsefesi açısından keskin bir süreklilik var mı, yoksa II. Mehmed dönemindeki tezahür, daha çok Merâgâi ve Şâh-ı Nişabür gibi hanedân-î Osmânî’nin meşruiyetini “kale-i humâ” metaforuyla temellendiren bir hukukî diskürs mü, yoksa fiili bir tasfiye politikasının meşruiyet kazandırma çabası mı? Yani iddiam şu: kanunnâmedeki ifadenin (örneğin “kardeşimden birini öldürmek caizdir” hükmünün) metinsel sözcük seçimi ile uygulayan sultanın fiili eylemi arasında bir gerilim var mı, bu gerilim hangi parametrelerle ölçülebilir?
İkinci sorum daha teknik: Bu protokolü adım adım nasıl kontrol edebilirim? 1) Önce metnin kronolojik versiyonlarını (1484/1485 tarihli nüsha ile sonraki sadretkân nüshaları) karşılaştırmalıyım, 2) sonra bu hükmün uygulandığı vakaları (ör. I. Selim dön
"🎧 Klasik Müzik Eşliğinde Araştırma: Bach, Chopin & Itri dinletisi."