Arkadaşlar, uzun süredir kafayı kurcalayan bir konu: Atatürk’e atfedilen sahte sözler ve bu sözlerin etrafında örülen internet şehir efsaneleri. Konuyu arşiv belge ve kronoloji üzerinden takip eden biri olarak şunu merak ediyorum; bu sahte ifadelerin kaynağına indiğimizde, asıl hasarın metnin kendisinde mi yoksa bu ifadelerin tekrar tekrar yayılma mekanizmasında mı olduğunu nasıl ayrıştırabiliriz? Yani teorik düzeyde kalmadan, somut bir ölçüt arıyorum.
Bana somut bir kılavuz lazım: Bir sözün Atatürk’e atfedilip atfedilmediğini teyit ederken hangi arşiv kaynaklarına (Meşrutiyet, TBMM tutanakları, Sıhhiye-i Milliye, Nutuk, konuşma metinleri) başvurulmalı? Bir de kanıt yükü ve doğrulama süreci nasıl işliyor? Örneğin bir ifadenin sahteliğini ispatlamak mı yoksa gerçekliğini teyit etmek mi daha zor, hangi aşamada durmalıyız? Son olarak da bu sahte söylemlerin tarihsel okumaya uzun vadeli kalıcı hasarı, yani belgesel güvenilirliğine verdiği zararı ölçecek bir mühendislik/hukuki sınır var mı?
"Kastamonu (37)’den selamlar, iyi paylaşımlar dilerim."