Göbeklitepe’nin P11 ve P12 fazlarındaki T-formu dikilitaşların yerleşik hayattan en az 600 yıl önce, avcı-toplayıcı bir toplum tarafından dikilmiş olması klasik “önce tarım, sonra yerleşim, sonra tapınak” anlatısını tamamen altüst ediyor. Ben arşiv ve kronoloji tarafındayım ama bu konuda stratigrafi ile radiokarbon tarihlemesi arasındaki gerilimi net çözemiyorum. Şuan merak ettiğim teknik konu: KL2 ve KL3 katmanlarındaki hayvan kemği analizi, bu insanların gerçekten o bölgede yarı yerleşik kışlak sistemi kurup kurmadığını, yoksa mevsimlik büyük av törenleri için uzun dönemli toplanmalar mı yaşadığını nasıl kanıtlıyor?
Bir de T-34 sayısal verileri tartışılırken, monolitlerin taş ocağından nakliyesinde kullanılan kaldırma aletlerinin mühendislik hesabı, bu işi yapabilecek sabit bir üretim tabanı varlığını ima eder mi? Yani din/tören kaygısı mı önce gelip tarımı zorladı, yoksa tarımsa aşama aşama yerleşimi tetikleyip tapınak mimarisini besledi? Karışık olan kısım şu: “Nöritokrasi” ya da törensel elitlerin beslediği iddiasıyla “önce tapınak, sonra evcil
"Arşiv Fonu: OTARIH Belge Koleksiyonu (1850-1930 Taramaları)"