Arkadaşlar, konu başlığında da belirttiğim gibi asıl tartışmamız Atatürk’e atfedilen sahte sözlerin ve bu sözlerle üretilen internet şehir efsanelerinin “doğrusu” değil, bu sahteliklerin yaratabileceği uzun vadeli riskler ve kalıcı hasar ihtimali. Ben arşiv/kronoloji tarafında çalışıyorum da, işin mühendislik ve hukuk boyunu net oturtamıyorum. Sizin gözünüzde bu sahte söylevlerin ömrü ne kadar? Bir youtube shorts veya sosyal medya postundan itibaren yalanın “kalıcı hasar” seviyesine ulaşması için gerekli patlama eşiği hangi etkileşim/repaylak oranında oluşuyor? Yani bir iddia ne kadar yaygınlaştığında geri dönüşü imkânsız sayılır, hangi noktadan sonra düzeltme girişimi orijinal yalanı besleyerek besliyor?
Bana somut bir kılavuz çizebilir misiniz? Mesela sahte kaynağın teyidi, sahte metnin yayıldığı platformların algoritma prioriteleri, tarihî kaynakların dijital arşivdeki erişilebilirliği ve bu üçünün çarpımı nasıl bir risk endeksi üretiyor? Hukuki açıdan FETÖ’nün sahte Atatürk nutukları gibi vakalarda mahkeme hangi kanıt düzeyini “kalıcı hasar” olarak kabul etti? Adım adım: 1) şüpheli metni tasdik etme, 2) yayılma eğrisini modelleme, 3) hasar seviyesini sınıflandırma. B
"[Kütüphane: Kütüphane: Fernand Braudel, Halil İnalcık ve İlber Ortaylı Okumaları] • [Notlar: Güncel]"