
1494 tarihli Tordesillas Antlaşması, o dönemki iki büyük denizci ulus olan İspanya ve Portekiz arasında yapılan bir anlaşmaydı. Bu antlaşma, her ülkenin kendi kontrolü altında olacak toprakları belirleyerek, etkileşim alanlarını oluşturuyordu. Papa’nın arabuluculuğuyla yapılan bu anlaşma, iki ülke arasındaki potansiyel çatışmaları önlemeyi amaçlıyordu.
Antlaşmaya göre, İspanya, Atlantik Okyanusu boyunca çizilen bir meridyen batısında kalan tüm toprakları kontrol edecekti. Portekiz ise, aynı meridyenin doğusundaki tüm toprakları talep edebilirdi. Bu antlaşmanın etkileri günümüzde hala görülmektedir ve uzun süreli sonuçlar doğurmuştur.
Papa‘nın arabuluculuğuyla yapılan bu anlaşma, İspanya ile Portekiz arasındaki potansiyel çatışmaları önlemeyi amaçlıyordu.
1453 yılında, İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesi, eski ticaret yollarının kontrolünü Osmanlılara geçirmesine neden oldu. Birçok rota bloke edilmiş veya yüksek vergilerle karşılaşıldığı için, birçok Avrupa ülkesi Asya’ya ulaşmak için alternatif yollar aramaya başladı.
Portekiz, Afrika’nın güney ucunu dolaşarak Hindistan’a ulaşmayı hedeflerken, İspanya batıya doğru ilerledi. Portekizli kaşifler hedeflerine yaklaştıkça, İspanya 1492 yılında Kristof Kolomb‘u finanse ederek batıdan bir rota bulmasını sağladı. Ancak Kolomb, Asya rotasını bulmak yerine Amerika kıtasına ulaştı.

Kolomb’un dönüşünde, Portekiz Kralı II. João, daha önce yapılan anlaşmaların kendisine bu yeni bulunan topraklar üzerinde hak tanıdığını iddia etti. İspanya, Portekiz’in güçlü donanmasına karşı bir çatışmadan kaçınmak için dikkatli davrandı. İspanya, Papa VI. Alexander’dan arabuluculuk istedi ve Papa’nın kararıyla, İspanya ve Portekiz’in, Hristiyan olmayanların yönettiği bölgeleri talep edebileceği belirtildi.
İspanya’daki Tordesillas kasabasında, 7 Haziran 1494 tarihinde, Portekiz ve İspanya arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma, Amerika kıtasını iki bölgeye ayırdı. Atlantik Okyanusu boyunca çizilen meridyen, Cape Verde Adaları’nın batısında yaklaşık 345 mil (550 km) uzaklıktaydı. Portekiz, bu meridyenin doğusundaki toprakları alırken, İspanya ise batısındaki toprakları talep etti. Bir süre için iki ülke arasındaki ilişkiler genellikle barışçıldı.

Ancak 1506 yılında, meridyen 932 mil (1460 km) daha batıya kaydırıldı. Bu değişiklik, bugünkü Brezilya’nın bulunduğu bölgeyi Portekiz kontrolüne geçirdi. Antlaşmanın, hem İspanya hem de Portekiz’in Hristiyan olmayanların yönettiği bölgeleri talep etmesine izin vermesi nedeniyle, çok sayıda toprak fethedilebilirlik haline geldi.

Antlaşmanın etkileri günümüzde hala görülmektedir. Örneğin, Latin Amerika ülkelerinin çoğu İspanyolca konuşurken, Brezilya’da Portekizce konuşulmaktadır. Bu dil farklılığı, Brezilya’nın antlaşma sonucunda Portekiz kontrolüne geçmesiyle açıklanabilir. Aynı şekilde, Angola, Mozambik, Cape Verde ve Gine-Bissau gibi diğer Portekiz sömürgelerinde de Portekizce konuşulmaktadır.
Antlaşma, yerli halkların haklarını göz ardı ederek, Hristiyan olmayan bölgelerin fethedilmesine izin vermiştir. Bu durum, Avrupa güçlerinin dünya ile olan ilişkilerini şekillendirmiş ve gelecekteki büyük güçlerin (İngiltere ve Almanya gibi) İspanya ve Portekiz’in kontrolündeki bölgelere yönelik taleplerini sınırlamıştır.

Antlaşma, sömürgeciliği meşrulaştırarak önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu durum, özellikle Transatlantik köle ticaretinin yükselişiyle birlikte, büyük acı ve ızdıraba yol açmıştır.
17. yüzyılda, İngiltere gibi diğer büyük güçler de sömürgecilik faaliyetlerine katılarak, İspanya ve Portekiz’in tekelini kırmışlardır. Zamanla, bu iki ülkenin kaynakları tükenmiş ve antlaşmanın şartlarını sürdürmesi imkansız hale gelmiştir.








TARİHÇİ DEĞERLENDİRMELERİ (1)