Kazakistan genelindeki arkeologlar, Bronz Çağı‘ndan Altın Orda dönemine kadar uzanan bir dizi keşif yaparak, tarih öncesi topluluklar, uzun mesafeli ticaret ve Avrasya bozkırının gelişimi hakkında yeni bilgiler sunuyor. Bu bulgular, Kazakistan’ın antik küresel ticaret ağındaki önemli rolünü gözler önüne seriyor.

En dikkat çekici keşiflerden biri, Kostanay bölgesindeki Rudny kasabasının yakınlarındaki Aleksejevka arkeolojik kompleksinde yaklaşık MÖ 1500’e tarihlenen bir kadının mezarıdır. Bu site, hem bir mezarlık, hem de bir kurbanlık tümülüs ve Andronovo kültürüne ait bir yerleşim alanını barındırıyor; arkeologlar bu nadir kombinasyonun tek bir yerde bulunmasının çok sık olmadığını belirtiyor.

Yaklaşık iki metre boyundaki kadının mezarı, mezarlığın merkezinde bulunurken, siteden çıkarılan diğer bireylerin boyları genellikle 1.30 ile 1.40 metre arasında değişiyordu. Rudny Tarih Müzesi’nden Aleksandr Kurguzkin’e göre, merkeze konumlandırılmış olması ve beraberindeki cenaze eşyaları, kadının toplumunda önemli bir role sahip olduğunu gösteriyor. Kalıntılar daha sonra Moskova’da incelendi; antropolog Mikhail Gerasimov da bu kalıntılardan yola çıkarak kadının yüz görünüşünü yeniden oluşturdu.

Aleksejevka’daki kazılarda, bronzdan, gümüşten ve altından yapılmış takılar ile önemli miktarda seramik eserler de ortaya çıkarıldı. Dokuz metre yüksekliğindeki kurbanlık tümülüs, ritüel yiyecek sunularının izlerini taşıyor; bu da araştırmacılara Bronz Çağı dönemindeki dini uygulamalar ve beslenme alışkanlıkları hakkında nadir bir bakış açısı sunuyor.

Kostanay bölgesinin diğer yerlerinde, arkeologlar Turgai geogliflerini UNESCO Dünya Mirası listesine dahil etmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu proje, hem kapsamlı dijital kayıt ve haritalama teknikleri içeriyor; hem de bu anıtların korunmasına yardımcı oluyor; aynı zamanda yapım tarihleri hakkında daha iyi bir anlayış sağlıyor.

Ayrıca, Altın Orda dönemine ait çeşitli yerleşim alanlarında da araştırmalar devam ediyor. Akmola bölgesinde, Margulan Üniversitesi’nin önderliğindeki kazılarda, 14. ve 15. yüzyıllara tarihlenen sarayların veya türbelerin kalıntılarına işaret edebilecek fırınlanmış tuğla parçaları bulundu.

Bazı kazılardan elde edilen bulgular, uzun mesafeli ticaretin varlığını gösteriyor. Kazakistan’ın Norveç Büyükelçiliği’nin açıklamasına göre, Hint Okyanusu’ndan getirilen deniz kabukları, Orta Çağ döneminde Avrasya bozkırı ile Güney Asya arasındaki ticaret bağlarını ortaya koyuyor.

Hazar Denizi kıyısındaki Karakabak yerleşim alanında yapılan çalışmalar ise 150’den fazla sikke bulundu; bunlar Bizans İmparatorluğu, Sasani İmparatorluğu ve Çin gibi farklı medeniyetlere ait. Bu sikke koleksiyonu, Karakabak’ın 1. ile 6. yüzyıl arasında önemli bir ticaret merkezi olduğunu gösteriyor. Şimdi araştırmacılar bu yerleşim alanının tarihi kaynaklarda adı geçen Aspabota ticaret merkezine bağlanıp bağlanmadığını araştırıyor.

Bu keşifler, Kazakistan’daki daha geniş kapsamlı arkeolojik araştırma ve miras koruma programlarının bir parçasıdır. Bu programlar, geleneksel kazı yöntemlerini yeni tarama teknikleri ve dijital belgeleme ile birleştiriyor. Tüm bu çalışmalar, Avrupa ve Asya arasındaki binlerce yıllık kültürel ve ticari ağları hakkındaki bilgimizi derinleştirmeye devam edecek.

Selja’da yapılan büyük keşif, ortaçağ Norveç’i hakkında yeni bilgiler sunuyor
Roman İmparatorluğu’na ait sınır karakollarını birbirine bağlayan bir yol, Schwabian Alb bölgesinde bulundu

Google Tercih Edilen Kaynak
Google’da bizi favori kaynaklarınıza ekleyin
Son dakika gelişmelerini ve yeni haberleri Google Keşfet’te anında görün

Google’da Takip Et