İtalya’nın Tarquinia kentindeki iki antik Etrüsk mezarının, defin törenlerinde insanların görsel algısını, işitsel deneyimini ve duygusal tepkilerini şekillendirmek amacıyla tasarlandığına dair yeni bir çalışma ortaya kondu. Araştırmacılar Maurizio Forte ve Jacqueline Ortoleva’nın Journal of Archaeological Method and Theory dergisinde yayımlanan çalışmada, Tomba del Gallo ve Tomba dei Demoni Azzurri adlı mezarlar incelendi. Çalışma, bu yapıları sadece yorumlanması gereken resimler olarak değil, aynı zamanda insanlar tarafından deneyimlenen mekanlar olarak ele alıyor.

Araştırma ekibi, yapay zeka (AI) tabanlı görsel analizleri 3 boyutlu mimari modeller, akustik ölçümler ve insan hareketlerinin simülasyonlarıyla bir araya getirdi. Bu yaklaşım, araştırmacıların dikkatinin nerede yoğunlaşabileceğini, insanların mekanlar içinde nasıl hareket edebileceğini ve sesin içlerinde nasıl davrandığını tahmin etmelerine yardımcı oldu.

Araştırmacılar ayrıca mezarları, antik kullanıma daha yakın koşullarda test ettiler. Modellerde modern aydınlatma yerine mum ışığı kullanıldı, çünkü küçük yeraltı odalarında kullanılan meşaleler büyük miktarda duman üretecekti.

Akustik testler, farklı noktalardaki el kaplamalarıyla gerçekleştirildi. Sesin ne kadar süreyle devam ettiği ve mezar odası ile giriş alanları arasındaki hareketleri ölçüldü. Özellikle düşük frekanslı seslerin önemi vurgulandı, çünkü güçlü titreşimler vücut tarafından duyulabildiği gibi aynı zamanda işitilebilirdi.

İki mezar, çok farklı işitsel ve görsel ortamlar sunuyordu. Tomba del Gallo yaklaşık 450 ila 400 BCE tarihli olup, defin odası sadece 3,31 metre uzunluğunda ve 2,50 metre genişliğindeydi. Dik bir merdiven, resimlerde ziyafet ve çift borulu müzisyenlerin yer aldığı dansların tasvir edildiği odaya iniyordu. Giriş bölümü görsel olarak çok fazla uyarıcı içermiyor ve bu durum, ziyaretçilerin hareket etmesini teşvik ediyor. Odada, resimler ve odanın şeklindeki değişiklikler, dikkatin odaklandığı ana unsurlar haline geliyor.

Sesin davranışı da kontrollü bir şekilde düzenlenmişti. Yankı süreleri kısa olduğundan, ses odaya yayılamıyordu. Sesin büyük bir kısmı girişe ve mezarın dışına yöneliyordu. Araştırmacılar, bu ortamın sakin bir dikkat biçimiyle ilişkili olduğunu belirtiyorlar; ziyaretçiler resimlere ve çevrelerine odaklanabiliyorlardı.

Ancient Etruscan tombs were designed to shape how mourners saw, heard and felt

Tomba dei Demoni Azzurri ise çok farklı bir deneyim sunuyordu. Yaklaşık 450 ila 420 BCE tarihli olan bu mezarın, yaklaşık 6,20 x 6,10 metrelik bir defin odası bulunuyor ve giriş koridoru da Tomba del Gallo’dan daha geniş.

Resimler arasında ziyafet, tören ve dikkat çekici bir şekilde birçok şeytan figürü ile küçük bir teknede yer alan kadın ve erkek figürlerinin tasvir edildiği bir sahne bulunuyor. Sağ taraftaki duvarda yer alan mavi renkli şeytan figürü, dikkatin odaklandığı önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Akustik özellikler de bu etkiyi artırıyordu. Sesler daha uzun sürelerle geniş odada yankılanıyor ve özellikle arka taraftaki ziyafet sahnesinin yakınında daha belirgin hale geliyor. Hem düşük frekanslı sesler (örneğin davul veya zil) hem de yüksek frekanslı sesler (örneğin konuşma), oda ile dış ortam arasında hareket edebiliyordu.

Bu kombinasyon, çok daha yoğun bir deneyim yaratabiliyordu. Güçlü düşük frekanslı sesler, vücutta titreşimlere neden olabiliyor ve kişinin yön duygusunu etkileyebiliyordu. Araştırmacılar, ses, hareket, titrek ışık ve dikkat çekici görüntüler arasındaki ilişki sayesinde, kişinin sersemlemesine veya trans haline geçmesine neden olabileceğini belirtiyorlar.

Çalışma ayrıca mezarların tasarımındaki kasıtlı farklılıkları da vurguluyor. Tomba dei Demoni Azzurri’nin geniş bir girişi ve ferah bir defin odası bulunurken, Tomba del Gallo çok daha küçük ölçekliydi. Bu seçimler, her mekandaki sesin ve hareketin nasıl çalıştığını değiştirdi.

Ancient Etruscan tombs were designed to shape how mourners saw, heard and felt

Araştırmacılar, antik dönemdeki yas tutanların tam olarak neler hissettiğini kesin olarak belirleyemiyorlar. Ancak modeller, mezarların ölçülebilir özelliklerine dayalı tahminler sunuyor. Bulgular, Etrüsk defin mekanlarının sadece ölülerin konulduğu yerler değil, aynı zamanda ritüel için aktif ortamlar olduğunu gösteriyor.

Yapıların tasarımında bu etkilerin kasıtlı olarak planlanıp planlanmadığı hala belirsizliğini koruyor. Bazı işitsel özellikler, yerleşik inşaat uygulamalarının bir sonucu olabilirken, bazıları kasıtlı bir planın sonucu olabilir. Diğer Tarquinia mezarlarının akustik araştırmaları, burada bulunan iki kalıbın daha geniş bir Etrüsk geleneğinin parçası olup olmadığını gösterebilir.

Çalışma, fiziksel kanıtları, sesi ve görsel dikkati aynı analizde bir araya getirerek antik ritüel mekanlarını incelemek için yeni bir yöntem sunuyor. Tarquinia’da, aynı dönemden iki mezar, yaşayanların ölümlülükle başa çıkmak için çok farklı yollar sunduğu görülüyor.

Yayın:

Forte, M., & Ortoleva, J. K. (2027). Performing power and transitional space: The use of acoustics and multimodal AI in Etruscan painted tombs. Journal of Archaeological Method and Theory, 34(1). [doi:10.1007/s10816-026-09820-1]()

İlginizi Çekebilir: Antik Çağda Hayat Veren Nehirler Nasıl Güçlü Tanrılara Dönüştü? →
Kaynak: Archaeologymag ↗