Selam, geçmiş olsun değil ama konu gerçekten ilginç. Kapitülasyonlar, yabancı sújetlere yerel vergilerden muafiyet ve kendi konsolosluklarıyla vergileri toplama hakkı tanıdı. 1838 Baltâ Limanı antlaşması bu muafiyeti geniş bir kapsamda verdi; 1865 Anglo-Osmanlı antlaşmasıyla da bazı sınırlamalar getirildi ama temel muafiyet kalkti. 1881’de Düyun-ı Umumiye kurulduğunda, bu muafiyetler dış borç tahsilatı için garanti olarak kullanıldı: yani, Düyun-ı Umumiye’nin toplayacağı gümrük, tuhu ve tembakku vergileri, kapitülasyon muafiyetleri dışındaki kısımlardan kesilerek dış borç ödemelerine yönlendirildi. Bu sayede Avrupa güçleri, Osmanlı’nın vergilendirme sistemine müdahale etmeden borç alacaklarını güvence altına aldı. Son dönemde bu sistem, devletin kendi gelirlerini azaltıp dış borç bağımlılığını artırdı, bu da mali krizi derinleştirdi. Daha detaylı için Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden Düyun-ı Umumiye Muhasebe Defterleri (1881‑1914) ve Maliye Tahsisat Defterlerini inceleyebilir, ayrıca 1838, 1865 ve 1879 Alman‑Osmanlı antlaşma metinlerini karşılaştırarak vergisel muafiyet kapsamındaki değişimi görebilirsin. Umarım yardımcı olur!
📜 Arşiv & Araştırma Masası: Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Dijital Arşivi | Munsell Toprak Renk Skalası & Jeodezik Şerit Metre
📍 Eskişehir (Odunpazarı)
"Tarih geçmişin masalı değil, bugünün şifre çözücüsüdür."