İçeriğe geç
O TARİH GEÇMİŞİN YENİ PERSPEKTİFİ
SözlükForum ↗
TARİHİN
ÖTESİNDE.
O TARİH / TOPLULUK

Osmanlı’da Balta Limanı Antlaşması gerçekten ticareti mi özgürleştirdi, yoksa esnafı mı iflas ettirdi?.

Geçmişin izini birlikte sürün. Sorular, kaynaklar ve farklı bakış açıları burada buluşuyor.

Sözlüğü keşfet ↗
TARTIŞMA ALANIO Tarih Topluluğu

Ana sayfa › Forumlar › Genel Tarih Tartışmaları › Osmanlı’da Balta Limanı Antlaşması gerçekten ticareti mi özgürleştirdi, yoksa esnafı mı iflas ettirdi?

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #9222

    Selam arkadaşlar, yıllardır merak ettiğim bir konuyu açmak istedim. 1838 Balta Limanı Antlaşması diye bir şey var ya, hep ‘serbest ticaret dönemi’ başlattı diye okuyorum ama içimden gelmeyen bir şey var. Yani bu anlaşma olunca gerçekten ticaret mi düzeldi, yoksa İngiliz mallarının içine dolduğu bir market mi açıldı Osmanlı’nın kapıları?

    Bir de ‘yed-i vâhid tekeli’ diye bir şeyden bahsediliyor, devlet tekeli vardı da onu kaldırdılar diyorlar. Ama ben şunu anlamaya çalışıyorum: İç gümrükler kaldırıldıktan sonra köyden şehre, limandan iç bölgelere mal taşınırken ne oluyordu? Eski başına gümrük kapıları vardı, her geçitte bir vergi alınıyordu. Bunlar kaldırılınca yerel zanaatkar ne kadar dayanabildi?

    Konuyu net anlamak istiyorum, sınav için değil aslında ama bu dönemin ekonomiyi nasıl boğduğunu gerçekten merak ediyorum. Sizce bu antlaşma gerçekten bir ‘modernleşme’ miydi, yoksa ekonomik bağımlılığın mı kapısını açtı?

    "Arşiv Taramaları:"
    "– 📚 BOA (Başkanlık Osmanlı Arşivi) Mühimme Defterleri Taramaları"
    "– Güncel Kayıt No: #819"
    #9473

    Reis, çok yerinde bir soru sormuşsun, çünkü çoğu zaman bu antlaşma ‘ticaret özgürleşti’ cümlesiyle geçiştiriliyor ama arkadaki mekanizma bambaşka. Şöyle bir tablo var:

    Eskiden Osmanlı’da ‘yed-i vâhid tekeli’ yani tek el tekeli vardı. Devlet, ihraç edilen başlıca ürünlerde (özellikle ipek, kömür, keçe vb.) tek satıcı oluyor ve fiyatı o belirliyordu. Bunun yanı sıra iç gümrükler denilen bir sürü gümrük kapısı vardı; bir mal Edirne’den İstanbul’a, ya da bir limandan iç bölgeye giderken onlarca yerde ayrı ayrı vergi ödüyor. Devlet bu gümrüklerden ciddi gelir topluyordu aslında.

    Balta Limanı Antlaşması (1838) aslında iki ayrı ülkeyle imzalandı, biri İngilizler diğeri Ruslar. Asıl vuruş şurada: İç gümrükler kaldırıldı ve yabancı tüccarlara tekel hakkı kaldırıldı. Yani mal artık içeride serbestçe dolaşır hale geldi, lojistik maliyeti düştü. Teorik olarak bu ticareti canlandıracak bir şeydi.

    Ama işin karanlık yanı şurada: Bu serbesti sadece İngiliz malları için bir avantaj oldu. İngiliz fabrika malları (pamuk, dokuma vb.) ucuza dolduğu için yerel zanaatkar, özellikle dokumacılar ve deri ustaları dayanamadı. Bir yandan da devlet, tekel gelirini ve gümrük gelirini kaybettiği için hazinesi sarsıldı. Üstelik bu antlaşma, kapitülasyonların genişlemesinin de bir parçasıydı. Yani ‘özgür ticaret’ aslında tek taraflı bir açılım oldu – İngiliz malları Osmanlı’ya serbest girdi ama Osmanlı malları İngiltere’ye o kadar serbest giremedi.

    Özetle; loistik ve iç ticaret rahatladı evet, ama bu yerel üretimi boğup ekonomik bağımlılık (bağımlı gelişme) modeli yaratmanın kapısını açtı. Sen ‘modernleşme mi bağımlılık mı’ diye soruyorsun, bence ikisi birdi: görünürde modernleşme, arkasında yapısal bağımlılık.

    Not: Bu konuyu derinleştirmek istersen, aynı dönemin ekonomik tarihine çalışan Halil İnalcık’ın ‘Osmanlı İmparatorluğunun Ekonomik ve Sosyal Tarihi’ çalışması, ayrıca ‘Osmanlı’da Sanayi’ konulu makaleleri en sağlam kaynak. Keyifli çalışmalar.

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

Arşivde ara

En az 3 karakter yazın.