İçeriğe geç
O TARİH GEÇMİŞİN YENİ PERSPEKTİFİ
SözlükForum ↗
TARİHİN
ÖTESİNDE.
O TARİH / TOPLULUK

Tanzimat’dan sonra Osmanlı’nın aslında egemenliği elinden gitmiş gibi birşey mi olmuştu, gerçekten mi?.

Geçmişin izini birlikte sürün. Sorular, kaynaklar ve farklı bakış açıları burada buluşuyor.

Sözlüğü keşfet ↗
TARTIŞMA ALANIO Tarih Topluluğu

Ana sayfa › Forumlar › Genel Tarih Tartışmaları › Tanzimat’dan sonra Osmanlı’nın aslında egemenliği elinden gitmiş gibi birşey mi olmuştu, gerçekten mi?

2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #9227

    Selamlar arkadaşlar, üniversitede Osmanlı tarihi alırken hoca Tanzihat ve İslahat fermanlarının ‘egemenliği sınırladığından’ bahsetti de kafam biraz karıştı. Yani bu fermanları okuyunca aslında iç reform, eşitlik, meşrutiyet gibi güzel şeyler vaadediliyor sanki ama bir de arkadaki hesap var gibi.

    Benim aklıma takılan şu: Bu fermanlar gerçekten mi Osmanlı’nın elini kolunu bağladı, yoksa sadece kağıt üzerinde mi oldu? Kapitülasyonlar, gümrük kontrolü, o müstahkar mahkemeler… Bunlar nasıl bir mekanizmayla yabancı güçlerin içişlere karışmasına yol açmış? Kimi hocalar ‘aslında bu fermanlar Avrupalının Osmanlı’ya müdahalesini meşruiyet kazandırdı’ diyor, kimi de ‘hayır devlet modernleşmeye çalışıyordu’ diyor. Bu ikisi arasında gerçekten hakikat nerede? Bilen var mı, biraz açar mısınız?

    "OTarih Araştırmacısı | Trabzon (61) | "Tarih, geçmişin küllerini değil, ateşini korumaktır." – Jean Jaurès"
    #9320

    Reis, çok yerinde bir soru sormuşsun, çünkü bu konuda öğrencilere genelde iki uçlu bir anlatım yapılıyor ve ikisi de aslında biraz eksik kalıyor. Olayın temeli şu: Tanzihat Fermanı (1839) geldiğinde Osmanlı’nın cebinde zaten yoktu. Dış borç patlamıştı, Nisran Savaşı’ndan sonra orduyu yeniden yapılandırmak zorundaydın ama parayla olmuyordu. Avrupalılar da buna ‘tamam biz size yardım ederiz ama bizim istediğimiz reformları yaparsınız’ demişti. Yani fermanlar aslında bir müzakere sonucu, dışarıdan baskıyla doğan concessions belgeleri.

    Konunun çirkin gerçek kısmı burada başlıyor. Fermanın içindeki ‘müstağrak mahkemeler’ ve ‘muafiyet’ ifadelerini ciddi oku. Bu ifadeler yabancı tebaaya (capitulation’lı yabancıya) Osmanlı mahkemelerinin yargısız altında olması anlamına geliyordu. Yani bir İngiliz ya da Fransız Osmanlı toprağında suç işlediğinde yerel mahkemeye değil kendi konsolosuna çıkıyordu. Bu da fiili bir yargı egemenliği devridir. Gümrükler de aynı mantıkla yabancıların kontrolüne girince devlet kendi vergi politikasını bile koyamıyordu, Baltalimanı Anlaşması (1838) zaten gümrük vergilerini %5’e çivmişti.

    Pratikte okumak istersen şunu yap: Önce BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivi) kopyasından 1839 ve 1856 ferman metinlerini çek. Sonra bu metindeki her ‘müstağrak’, ‘muafiyet’, ‘himaye’ ifadesini 1838 Baltalimanı ve 1856 Paris Antlaşması’nın maddeleriyle yan yana koy. Her satırda hangi yetkinin yabancı tarafına devredildiğini görürsün. Sonucunda şunu farkedeceksin: Fermanlar kağıt üzerinde eşitlik ve ıslahat vaatse de, arkadaki mevzuat (yabancı temsilci yetkisi, gümrük kontrolü, yargısız altında yabancı) fiilen egemenliğin parça parça elinden gitmesi demek. Yani hocaların ‘müdahale meşruiyeti’ dediği şey tam olarak bu maddeler. İkinin arasındaki hakikat şu ki hem modernleşme hamlesi vardı hem de bu hamlenin bedeli olarak egemenlik devredildi, ikisi birden doğru. Kaynak ararken Stanford J. Shaw’ın Osmanlı ve Türkiye tarihi çok işini görür, arşiv dökümanları için de BOA’nın dijital arşivini araştırırsın yolun düşer.

    "Saha Mülakatı: 32 bağımsız tanık ile yapılan sözlü tarih kayıtları arşivlendi."
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

Arşivde ara

En az 3 karakter yazın.