Norveç’in doğusunda, Fredrikstad yakınlarındaki tarihi Hunn ören alanında (Hunnfeltet) kazı yapan arkeologlar, uzun süredir araştırmacların dikkatini çeken bir bölgeden gizli taş çemberlerin ortaya çıkarıldığını açıkladı.
Bulgu, büyük tümülüslerle (mezar höyükleriyle) tanımlanan ancak yüzeyde belirgin izleri bulunmayan Batı Alanı’na yakın bir noktada gerçekleşti. Kazıcılar üst toprağı dikkatle temizlerken, topraktan belirgin yapısal çemberler ortaya çıktı.

“Çemberlerden biri, çıkarılmış 15 taşın izlerini gösteriyor” diyen Kültür Tarihi Müzesi’nden arkeolog ve profesör Anne Lene Melheim, yıllardır Hunn alanını incelediğini belirtti.
Misyonunu Tamamlamış Taşlar
Hunn plato alanı, Norveç’in en görkemli arkeolojik peyzajlarından biri olarak kabul ediliyor. Ünlü Güney Alanı’nda, her biri yüzlerce kilogram ağırlığında dev dikilitaşlar iki bin yıldan fazla süredir bu peyzajın parçasını oluşturuyor.
Bu anıtlar, modern bilimin hâlâ çözemediği kurallara uyuyor. Taşlar sık sık 9, 11, 13 veya 15 taş olacak şekilde kesin tek sayılı gruplar halinde diziliyor. Çapları 10 ile 20 metre arasında değişen bu yapıların kültürel ya da ritüel işlevi hâlâ belirsizliğini koruyor.
“Önce çemberi kurmuş olabilirler, böylece mezar anıtının inşasını planlamışlardır; ya da insanlar etrafında dolaştığı için bir çember oluşmuş olabilir” diyen Melheim, ortaya çıkarılan yeni halkalar hakkındaki olasılıkları şöyle değerlendirdi.
Tarihsel olarak bu çemberler, insanların toplanıp hüküm verdiği ve önemli kararlar aldığı toplantı alanları olarak görülüyordu. Ancak ç emberlerin çoğu tek bir alanda yoğunlaşmış; bazılarında insan kalıntıları bulunmuş, tümünde ise bulunmamıştır.
Melheim, yaklaşık yüz yıl önce bu alanın kazısına katkı sağlayan arkeolog Helge Gjessing’in, şu anda kazılan bölgedeki tümülüsler hakkında herhangi bir bahste bulunduğunu aktarmadığını söyledi. Bunun yerine ateş izleri ve büyük taşlar kaydettiğini belirten Melheim, gözlemlerin günümüzde ortaya çıkarılan taş çemberlere işaret ediyor olabileceğini belirtti.
Bu durum, burada hiç tümülüs bulunmadığına ve dikilitaşların çok eskiden kaldırıldığına işaret edebilir.
Eski Hayatlardan İzler
Araştırmacı Jakob Jan Edvin Kile-Vesik’in de dahil olduğu ekip, ortaya çıkarılan yapılara gömülü birkaç olası mezar daha tespit etti. Bu yapılar tam bilimsel analize tabi tutulmasa da, Hunn’daki önceki kazılar taş çevrelerin arasına yerleşmiş kremasyon insan kalıntıları ve kemik parçaları ortaya çıkarmıştı.
Daha geniş alan, kabaca 3.500 ile 1.000 yıl öncesine uzanan sürekli insan varlığının izlerini taşıyor; Bronz Çağı demir çağı birbirine bağlıyor. Alanın bir bölümü daha sonra mezarlığına dönüştürülse de, site binlerce yıldır kullanımda olmuştu.
Son kazıda, uzun süre boyunca alanda yoğun insan faaliyetinin yaşandığını gösteren çok sayıda pişirme çukuru ve yapı kalıntısı bulundu. İlk çemberler kurulduktan çok sonra, nesiller aynı toprağa geldip ölülerini gömdü ve artık unutulmuş ritüeller gerçekleştirdi.
Bu haber AncientPages.com sitesinde Jan Bartek imzasıyla yayımlanan habere göre düzenlenmiştir.




1 kommentti