Tank nedir ve diğer araçlardan farkı
Tank; ana görevi doğrudan ateş gücü kullanımıyla düşman kuvvetlerine saldırmak olan, paetli ve zırhlı savaş aracı veya bu araçlardan oluşan birlikleri kapsayan askerî araç ve askeri sınıftır. Tankı diğer savaş araçlarından ayıran özellikler, ağır bir zırha, yüksek ateş gücüne ve her türlü arazide hızlı gidecek şekilde tasarlanmış sürüş takımlarına sahip olmasıdır.
Kaynak, tankların masraflı ve lojistik açıdan çaba gerektiren araçlar olduğunu, ancak yer hedeflerine saldırma yeteneği ve piyadelerin moralini çökertmesi nedeniyle modern orduların vazgeçilmez unsurlarındandır.

Tasarımın üç temel öğesi
Bir tankın etkisini belirleyen üç geleneksel etmen vardır: tankın ateş gücü, hareketliliği ve korunması. Tank çok yönlü mobil kara silah platformudur ve ana silahı dönen bir taret topu’na monte edilmiş büyük kalibreli bir tank topudur. Bu silah, makineli tüfekler, güdümlü tanksavar füzesi veya roketatarlar gibi diğer menzilli silahlarla desteklenir.
Ağır araç zırhı, zırhın mürettebat, aracın mühimmat deposu, yakıt deposu ve tahrik sistemleri için koruma sağladığını belirtir. Tekerlekler yerine paetlerin kullanılması, operasyonel savaş seviyesinde gelişmiş operasyonel hareketlilik sağlar. Bu özellikler, tankın hem saldırı (güçlü ana silahlarından doğrudan ateşle) hem de savunma (sıradan piyade küçük silahlarına neredeyse dokunulmazlığı nedeniyle dost birlikler için ateş desteği) olmak üzere çeşitli yoğun savaş koşullarında iyi performans göstermesini sağlar.
Sınıflandırma
Ana muharebe tankının gelişine kadar, tanklar tipik olarak ya ağırlık sınıfına (tankette, hafif tank, orta tank, ağır tank veya süper ağır tank) ya da doktrinel amaca (kukla tanklar, kruvazör tank, piyade tankı, alev tankı veya keşif tankları) göre sınıflandırılırdı.
Modern tanklar nadiren tek başlarına hareket eder. Zırhlarına ve hareket yeteneklerine rağmen omuz üstünden ateşlenen anti-tank füzelerine, mayınlara, topçu ateşine ve hava saldırısına karşı zayıftırlar. Bu nedenle genellikle diğer birliklerle bir arada hareket ederler. Aynı zamanda ormanlık arazide ve kentsel bölgelerde uzun mesafeli atış imkânının ortadan kalkması, görüş açısının darlığından tank mürettebatının tehditleri fark etmekte zorlanması ve Hatta taretin hareket yeteneğinin kısıtlanması nedeniyle dezavantajlı duruma düşerler.
Nume kökeni
Tanklar ilk defa I. Lume Savaşı’nda, siper harbi çıkmazını yok etmek için kullanılmış ve zamanla savaş alanında klasik süvari görevlerini üstlenmişlerdir. Tank ismi ilk kez İngiltere’de tank fabrikalarında kullanılmaya başlanmıştır. Bir savaş aracı yapıldığını saklayabilmek için işçilere İngiliz Ordusu için paetli su depoları üretildiği izlenimi verilmiştir.
Kaynak, konuyla ilgili birden fazla rivayeti aktarır. Bir başka rivayete göre, Winston Churchill’a İngiliz Ordusu’nda görevli Subay Ernest Swinton tarafından sunulan gizli raporda yeni motorize silahtan bahsedilmekte ve üç adet olası isim önerilmektedir. Bunlar “cistern” (sarnıç, su deposu), “motor-war car” (motorlu savaş aracı) ve tanktır. Ancak tank söylenmesi kolay olduğu için tercih edilmiştir.
Kaynak, en zorlama senaryonun Winston Churchill’un resmi biyografisinde geçtiğini belirtir. Bu yeni silahları saklamak için, çizimlerde ve projelerin üzerinde “Rusya’ya su taşıyıcı” (Water Carriers for Russia) diye yazılmıştır. Ancak yazarken kısaltma olarak “Rusya’ya WC” yazılabileceği düşünülmüş ve çizimlerde “Rusya’ya su tankları” olarak değiştirilmiştir. Bunun üzerine bu silahların adı tank kalmıştır. Tank kelimesi 24 Aralık 1915’te resmi olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Tarihsel gelişim
II. Lume Savaşı’na kadar tanklar piyadelerin yüksek ateş yüzünden aşamadığı yerlerde kullanılıyordu. Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı. Tankı ana silah olarak kullanan ilk ülke Nazi Almanyası’dır. Yaklaşık olarak yüz yıldır tanklar ve zırh taktikleri birçok gelişimden geçmiştir. Silah sistemleri ve zırhlar geliştirilmeye devam etmekle birlikte, birçok ulus konvansiyonel olmayan savaş döneminde bu kadar ağır silahların gerekliliğini tekrar gözden geçirmektedir.
I. Lume Savaşı’nda Batı Cephesi’ndeki savaş koşulları Birleşik Krallık Ordusu’nu, siperleri geçebilecek, dikenli telleri aşabilecek ve makineli tüfek ateşinden etkilenmeyecek kendinden tahrikli bir araç geliştirmek için araştırmayairmiştir. 1914 yılında Kraliyet Deniz Hava Kuvvetleri tarafından bir Rolls-Royce zırhlı aracın kullanıldığını gören ve Binbaşı Ernest Swinton’ın paetli bir savaş aracı üretme fikrinden haberdar olan, zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Winston Churchill bu yeni silahın geliştirilmesini izlemek için Landships Committee (Karagemileri Komitesi)’nin kurulmasına önayak oldu. Karagemileri Komitesi, Little Willie adı verilen ve Birleşik Krallık Ordusu tarafından 6 Eylül 1915’te test edilen ilk başarılı tank prototipini ortaya çıkardı.
İlk operasyonel tank olan Mark I, Kraliyet Donanması’ndan Yüzbaşı H.W. Mortimore tarafından 15 Eylül 1916’da Somme Çarpışması esnasında Delville Korusu’nda kullanılmıştır. Fransızlar Holt traktörlerinden geliştirdikleri Schneider CA1 tankını ilk defa 16 Nisan 1917’de kullanmışlardır. Tankların yoğun olarak kullanılıp başarılı oldukları ilk çarpışma 20 Kasım 1917’deki Cambrai Çarpışması olmuştur.
II. Lume Savaşı’nda tank tasarımlarında bazı ilerlemeler kaydedildi. Örneğin Almanya, sadece eğitim amaçlı kullanılan Panzer I gibi hafif zırhlı ve hafif silahlı tankları ortaya çıkardı. Bu hızlı ilerleyen tanklar ve diğer zırhlı araçlar Blitzkrieg’ın kritik unsurları olmuşlardır. Savaşın sonuna doğru hemen hemen tüm ülkeler tanklarının ateş gücünü ve zırhlarını artırmışlardır.
Soğuk Savaş ve sonrasında tankların temel rolleri ve özelliklerinin tamamına yakını I. Lume Savaşı sonunda geliştirilmiş olsa da, o zamanki tankların 21. yüzyıl kopyaları, performans seviyelerini on kat artırmıştır.
Bu açıklama Vikipedi kaynaklarından uyarlanmıştır ve şu lisans altında sunulur: CC BY-SA 4.0.




1 comentariu