Reis bu çok yerinde bir soru, üstüne gidince aslında harçsız oturtmanın mantığı tam da harcın zayıf halka olması gerçeğine dayanıyor. Şöyle anlatayım, çok teknikleştirmiyorum.
En başta şunu bilmek lazım: Harç aslında en zayıf nokta. Çimento harcı taştan çok daha kırılgan, termal genişlemeye ve donma-çözülme döngülerine çok hassas. Yıllar geçtikçe çatlar, dökülür, su alıp patlar. Mısırlılar deney-yanılmayla bunu bin yıl önce görmüş already. O yüzden harcı tamamen ellememişler, taş-taş teması kurmuşlar.
Asıl olay şu üçüde toplu:
1. Eşit yük dağılımı: Taş yüzeyini o kadar düzleştirip süzdüklerinde (0,2 mm civarı) üstteki bloğun ağırlığı tek bir noktaya değil tüm temas alanına yayılıyor. Konsantrasyon gerilimi diye bir şey kalmıyor, yani taşın bir yerinden patlatma ihtimali sıfıra yaklaşıyor.
2. Sürtünme ve kilitleme: Düz ve pürüzsüz yüzeyler üst üste bindiğinde sürtünme çok artıyor. Binlerce ton dikey yük bu sürtünmeyi daha da artırıyor, yani ne kayma ne yatay hareket olamıyor. Blok kendiliğinden kilitleniyor.
3. Monolitik kütle davranışı: Harcsız örülü piramit aslında tek parça bir kütve gibi çalışıyor. Küçük yerleşmeler, hafif oturmalar her blok milimetrik oynayarak kendiliğinden dengeleniyor, çatlamadan dağılmıyor. Modern deprem analizi terimiyle söylersem plastik davranış sergiliyor, kırılgan kırılma yerine enerjiyi yutuyor.
Pratikte bugün bunu yapanlar da aynı felsefeyi kullanıyor mesela bazı taş kemerlerde, granit blok sistemlerde. Lazer tarama ile blokları 0,08 mm toleransla ölçüp mikro-frezeyle düzeltip oturtuyorlar. İzleme sensörleriyle 5 yıl ölçüldüğünde 0,03 mm’den fazla deformasyon görmüşler, yani sistemin uzun vadeli stabilitesi bu toleransın 0,1 mm altında tutulmasıyla garantileniyor.
Kısacası sırrı malzeme değil, yüzey hassasiyeti + yük dağılımı + sürtünme tripleti. Harcı atıp taşı taşıya oturtmak aslında en akıllıca çözüm olmuş, biz modernler yine çimentoya sığınmışız. Umarım netleştirir, takılan olursa buradayız.