Batı Avustralya’daki en büyük ve en eski antik kaya resimleri koleksiyonunun zarar görmesine neden olan faktörün, günümüzdeki endüstriyel emisyonlar değil, geçmişteki kirlilik olduğu tespit edildi. Bu sonuçlar, Western Australia hükümeti tarafından yayınlanan yeni bir raporda yer aldı. Raporda, Curtin Üniversitesi bilim insanları ve yerli topluluk üyelerinden oluşan bir ekip tarafından yürütülen üç yıllık araştırmaya dayanılıyor. Araştırma, “Murujuga Kaya Resimleri İzleme Programı” kapsamında gerçekleştirildi.

Program, Batı Avustralya’nın kuzeybatısındaki Pilbara bölgesinde yer alan Burrup Yarımadası ve Dampier Takımadaları’nda bulunan yaklaşık bir milyon ila iki milyon kaya oyması resmini kapsıyor. Bu bölge, Yaburara, Ngarluma, Yindjibarndi, Mardudhunera ve Wong-Goo-Tt-Oo olmak üzere beş farklı yerli dil grubunun geleneksel yaşam alanı.

Kaya resimleri, hayvanları, bitkileri, ritüelleri ve kültürel uygulamaları tasvir ediyor ve Ngarda-Ngarli halkı tarafından on binlerce yıl boyunca oluşturuldu. 2025 yılında, kaya resimleri “olağanüstü kültürel ve manevi önemi” nedeniyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.

1960’lardan beri bölge, gübre ve sıvılaştırılmış doğal gaz tesisleri gibi endüstriyel faaliyetlerin merkezi haline geldi. Bilim insanları ve yerel halk uzun zamandır, bu endüstriyel tesislerden kaynaklanan hava kirliliğinin antik kaya resimlerini etkileyip etkilemediği konusunda sorular sormuştu. “Murujuga Kaya Resimleri İzleme Programı” da bu soruyu yanıtlamaya yardımcı olmak amacıyla oluşturuldu.

Araştırmacılar, kaya koşullarının ölçümleri, laboratuvar deneyleri, hava kalitesi izlemesi ve yağmur suyu kimyası verilerini kullanarak uzun vadeli yönetimi ve korumayı sağlamak için bilgi topladı. Bu çalışma, Batı Avustralya’daki hava kalitesi ve emisyon standartlarını belirlemek için kullanılacak.

Reddish-colored rocks with figures and symbols on them

“Geleneksel sahipleri ve bekçileri olarak, Murujuga’yı korumanın hem kültürel bilgiye hem de sağlam bilime ihtiyaç duyduğunu biliyoruz” diyen Ngarluma halkının temsilcisi Belinda Churnside, “Bu bulgular, manzaranın daha iyi anlaşılmasına ve gelecek nesiller için korunmasına yardımcı olmak için önemli bir adım” şeklinde bir açıklama yaptı.

Geçtiğimiz yıl, araştırmacılar, Murujuga bölgesindeki bazı kaya resimlerinde, endüstriyel alanlara yakın bölgelerde daha yüksek seviyelerde görülen artan gözenekliliğe (kaya yüzeyinin dış katmanındaki küçük boşluklar) işaret eden bulgular rapor etmişti. Yeni raporda, araştırmacılar bu konuyu daha geniş bir veri setiyle yeniden değerlendirdi.

Yeni çalışma, önceki bulguları doğrulayarak, gözenekliliğin endüstriyel alanlara yakın bölgelerde daha yüksek ve uzak bölgelerde daha düşük olduğunu gösterdi. Atmosferik kimya, yağmur pH’ı ve laboratuvar testleri, bu bozulmanın arkasındaki olası nedenin geçmişteki sülfür dioksit seviyeleri olduğunu düşündürüyor.

Sülfür dioksit, yaygın bir endüstriyel hava kirliliği maddesidir. Programın baş bilim insanı Ben Mullins, “Yakıtlar, gemi yakıtları ve sanayi, yakıtlarında belirli bir miktar sülfür bulunduruyor” şeklinde açıklama yaptı.

Sarah Kuta
Sarah Kuta

Atmosfere salındığında, sülfür dioksit oksijen, su ve diğer kimyasallarla reaksiyona girerek kükürt asidi oluşturabilir. Kükürt asidi kaya yüzeyleriyle temas ettiğinde, manganez ve demir oksitleri çözerek küçük delikler oluşturabilir.

Araştırmacılar, gözlemlenen hasarın çoğunun geçmişte meydana geldiğini ve doğrudan güncel hava kirliliğinin sonucu olmadığını düşünüyor. Sülfür dioksit emisyonlarının 1970’ler ve 1980’lerden bu yana önemli ölçüde azaldığına dikkat çekiliyor.

Bulgular, endüstriyel faaliyetlerin ve kaya resimlerinin belirli hava kalitesi standartları altında bir arada var olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar ayrıca, hasarın oluşumunda mikroorganizmaların rol oynayabileceği ihtimalini de değerlendiriyor.

Araştırma programının dört yıllık araştırma aşaması sona ermek üzere ve uzun vadeli izleme ve yönetimi sağlamak için bir temel oluşturulması planlanıyor. Batı Avustralya Çevre Bakanı Matthew Swinbourn, “Bu rapor sadece belirli bir zaman dilini yansıtmaktadır ve bu çalışmanın devam etmesi gerekmektedir” şeklinde bir açıklama yaptı.

Kaynak: Smithsonianmag

Google Tercih Edilen Kaynak
Google’da bizi favori kaynaklarınıza ekleyin
Son dakika gelişmelerini ve yeni haberleri Google Keşfet’te anında görün

Google’da Takip Et