Tarih kitaplarının satır aralarında kalan, yaşandığına inanması güç ancak tamamen resmi kayıtlara geçmiş sıra dışı bir vaka.
1788. Yıl, Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya arasında savaş rüzgarları esiyor. Ancak tarihin sayfalarına kanlı bir trajedi olarak geçecek Şebeş Katliamı, cephedeki düşman ateşinden çok daha acımasız bir felaketi beraberinde getirecekti: Kendi ordusunun kendi üzerine ateş açtığı bir gece.
Bölüm 1: Gergin Bekleyiş

Avusturya ordusu, Osmanlı topraklarına ilerlerken gergin bir bekleyiş içindeydi. Askerler, yorgun ve tedirgin; komutanlar ise endişeliydi. Özellikle de, gece yaklaşırken yaşanan huzursuzluk artıyordu. Bir yanlış anlaşılma, bir panik anı, her şeyin başlangıcı olabilirdi.
Bölüm 2: Kâbusun Başlangıcı
Gecenin karanlığı altında, bir grup Avusturya askeri, Romanya’daki Şebeş kasabasının yakınlarında konuşlanmıştı. Bir patlama sesi duyulduğunda, askerler hemen silahlarını kaldırdı. Ancak bu sefer düşman değildi: Yakınlardaki başka bir Avusturya birliği tarafından yapılan bir kazaydı. Panik hızla yayıldı ve birbirini takip eden ateş açılışları başladı.
Bölüm 3: Kontrolden Çıkan Felaket
Karanlık, kafa karışıklığı ve iletişim eksikliği, felaketi daha da derinleştirdi. Askerler, kendi yoldaşlarına ateş etmeye devam etti. Komutanların çabalarına rağmen, durdurmak imkansızdı. Sabah olduğunda, manzara korkunçtu: Yüzlerce asker hayatını kaybetmiş, yaralananlar yerde yatıyordu. Şebeş Katliamı, tarihin en büyük dost ateşi olaylarından biri olarak kalacaktı.