Utrecht Üniversitesi Özel Koleksiyonları’nda eski el yazmalarını inceleyen Antik Yunanca ve Papiroloji yardımcı doçenti Dr. Mark de Kreij, kütüphane koleksiyonunda 3. veya 4. yüzyıla tarihlenen nadir bir Odisey parçacığını tespit etti. Ege Denizi’nde yer alan Hollanda’nın Utrecht şehrindeki üniversitenin özel koleksiyonlarında çalışan araştırmacı, bu buluşla dünyada yalnızca yaklaşık otuz örneği bilinen benzersiz papiroloji buluntularından birini ortaya çıkardı. De Kreij’in 2021’den beri unutulmuş papirolojik koleksiyonları gün yüzüne çıkarmaya yönelik çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği incelemeler, Homeros’un ünlü destanından bir bölümün varlığını yeniden doğruladı.
Araştırmacı, Yunanca dil ve edebiyatını öğreten ve araştırma alanı olarak antik kitabın tarihini inceleyen bir isimdir. 2021 yılından itibaren unutulmuş papirolojik koleksiyonları ortaya çıkarmaya odaklanan de Kreij, bu çalışma sırasında parşömen bir kodex’in küçük bir parçacığını buldu. Parşömen kodex’in üzerinde Odisey’in 12. kitabından ayetler yer alıyor ve buluntu hem önü hem de arkası yazılı olarak iki taraflı içeriyor.
Buluntunun Keşif Öyküsü
20. yüzyılın ortalarında Utrecht Üniversitesi, Alman araştırmacı Carl Schmidt’in mirasçılarından erken Hristiyan el yazmalarından oluşan bir koleksiyon satın aldı. Bu metinlerin çoğu Kiptice olarak bilinen ve Yunan alfabesini kullanan Mısır dilinde parşömen üzerine yazılmıştı. Koleksiyona birkaç Mısır ve Yunanca papirij de dahildi; bunlar arasında küçük, düzgün harflerle yazılmış ancak hasar görmüş ve rengi solmuş, başlangıçta dikkat çekmeyen 7. yüzyıla ait bir parça da yer alıyordu.
Araştırmacı, bu nadir buluntuyu yakında Homeros’un ünlü destanlarına özgü kelimeleri tanıdı. Ek araştırmalar sonucunda keşfedilen ayetlerin Odisey’in 12. kitabına bağlanabileceği belirlendi.
Bu buluntu, antik dünyanın edebi mirasının ne kadar derin katmanların altında korunduğunu ve papirolojinin bu tür gizli hazineleri yeniden ortaya çıkarma gücünü gösteriyor. Her parçacık, kaybolmuş bir metni geri getirme potansiyeli taşıyor.
Dr. Mark de Kreij — Antik Yunanca ve Papiroloji Yardımcı Doçenti
Buluntunun önemi, bu tür parçacıkların dünyada yalnızca yaklaşık otuz örneğinin bilinmesinden kaynaklanıyor. Parşömen üzerindeki yazının iki tarafla da korunmuş olması, metnin tamamına daha yakın bir bakış olanağı sunuyor.

Odisey’in 12. Kitabı ve Destanın Arka Planı
Odisey’in 12. kitabı, Odysseus’un hikayesinin son bölümünü içeriyor; bu bölüm, kahraman İthaka’ya dönmekten hemen önceki döneme denk geliyor. 6. kitapta Odysseus, fırtinanın gemisini yıkması ve arkadaşlarını öldürmesinden sonra Phakeyler’in yaşadığı Scheria adına ulaşıyor. Adaya varışının ardından, Troy’dan Scheria’ya götüren yolculuğu 9 ile 12. kitaplar arasında anlatıyor. Lotus yiyenlerin, Tek gözlü Polyphemus’un, sihirli cadı Circe’in ve nimfe Calypso’nun hikayelerini; ayrıca gemisini nasıl kaybettiğini anlatıyor.
Odysseus’un uzun hikayesinin sonunda, Phakeyler mahkemesi eşlik edenlerinin, Odysseus onları kesinlikle uyardığı halde, güneş tanrı Helios’un ineklerini tükettiklerini öğreniyor. Öfkeye gelen Helios, kayıp hayvanlarının intikamı için Zeus’tan yardım istiyor. Zeus, mürettebatın tamamını öldürüp gemilerini batırarak onları cezalandırıyor.
Edebiyat tarihinin en eski sağ kalan eserlerinden biri olan Odisey, MÖ 8. veya 7. yüzyılda oluşturulmuştur. Antik Yunanca edebiyatının Homeros’a atfedilen iki büyük destandan biridir. İlyada gibi, Odisey de 24 kütübe bölünmüştür.
Odisey’in zamanın sınavını atlayıp bugün bile büyük bir başeser olarak korunması, metnin evrensel değerinin bir göstergesi. Utrecht Üniversitesi’nde tespit edilen bu dördüncü parçacık ise antik papirolojinin derinliklerinden yeni bir keşfin daha canlı kanıtı olarak öne çıkıyor.




1 yorum