İngiltere’nin Yorkshire bölgesinde, Boroughbridge kasabasının yakınında yer alan ve halk arasında “Şeytan Okları” (Devil’s Arrows) olarak bilinen üç Neolitik dönem megaliti, bilim insanlarının uzun yıllardır çözmeye çalıştığı gizemi aydınlattı. York Üniversitesi ve Avustralya’daki Curtin Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu devasa taş blokların doğal bir sürecle değil, insan emeğiyle taşındığını kanıtladı; taşların kökenini belirlemek için kayadaki mineralleri analiz edip izotop “parmak izi” yöntemiyle Brimham Rocks’a eşlediler. Bu bulgu, Neolitik inşaatçıların yakın çevredeki taş kaynaklarını tercih etmek yerine, belirli ve uzak bir manzarayı kastettiklerini ortaya koydu.
Milattan önce 5.000 ile öncesinde 3.500 yıl arasına tarihlenen bu megaliitik kompleks, İngiltere’nin en dikkat çeken taş yapılarından biri olmaya devam ediyor. Yaklaşık yedi metre (23 foot) yüksekliğindeki üç ayakta kalan sütun, ülkenin en uzun dikili taş dizisini oluşturuyor ve Stonehenge‘deki taşlardan daha uzun. Güneydeki taş, Rudston Monolith’ten sonra ülkenin ikinci uzun megaliiti olurken, ortadaki taş üçüncü sırada yer alıyor.
Taşların Yolculuğu ve Köken Araştırması
Araştırmacılar, taş blokların kasıtlı olarak getirildiğini ve her birinin ayrı ayrı taşınması gerektiğini tespit etti. Takım, kayadaki mineralleri analiz edip izotop “parmak izi” tekniğini kullanarak taşları, yaklaşık 18 kilometre (11 mil) batıda yer alan Brimham Rocks’a eşledi. Bu sayede ekibin ortaya koyduğu gibi Neolitik inşaatçılar, yakınıdaki taş kaynaklarını görmezden gelerek özel ve uzak bir manzarayı seçtiler.
Bu çalışma megaliitik kompleksin kökenini ortaya koysa da, taşların tam olarak oraya neden ve hangi amaçla yerleştirildiği henüz bilinmiyor. Erken dönem kayıtlar, taş sayısının en az beş olduğunu gösteriyor; ancak bugün yalnızca üçü ayakta kalmış durumda.
Megalitik mimari, Avebury ve Stonehenge gibi geniş törensel komplekslerden tek dikili taşıa kadar İngiltere ve İrlanda’daki Neolitik manzaranın en çarpıcı görsel öğelerinden biridir. İngiltere’nin güneyi ve İrelanda’daki siteler büyük ilgi görürken, Şeytan Okları gibi anıtlar önemlerine rağmen karşılaştırıldığında nispeten az çalışılmıştır.
Dr Jim Leary, York Üniversitesi Arkeoloji Bölümü
Efsaneler ve Tarihi Kayıtlarla Yüzleşme
Araştırmacılar, taşların gerçek yolculuğunun da efsane kadar olağanüstü olduğunu vurguladı. 19. yüzyıla ait iki teori ve yerel efsanenin de doğru çıktığını belirtti; kaybolmuş dördüncü bir taşa (“hiding in plain sight” – yani göz önünde ama görünmez) ilişkin bu bulgu, yakındaki Yorkshire köyü Aldborough’da ortaya çıktı.

Bu megaliitten biri alındı ve 1322 yılında yaşanan bir savaş anısına dikilen beş metrelik (18 foot) haça dönüştürüldü. Tudor döneminin antikacı şair, rahip ve tarihçi olan; VIII. Henry’nin kütüphane sorumlusu olarak görev yapan John Leland’in kayıtlarına göre bu taş 16. yüzyılın ortalarında ayakta duruyordu ancak yıllar sonra kaybolduğu bildirildi.
1687 yılında yerlilerin düşmüş bir taşı kırdığı, parçalarından biriyle Tutt Nehri üzerine Peg Köprüsünü inşa ettiği ve üst kısmı Aldborough’a götürdüğü kaydediliyor. 19. yüzyılda antikacı J.R. Walbran’ın ise başka bir düşüş monolitinin, 1322 Boroughbridge Savaşı’nı onurlandırmak için 15. yüzyılda inşa edilen Battle Cross (Savaş Hacı)’nın oluşturulmasında kullanıldığını öne sürdüğü belirtiliyor.
Sonuç olarak bugün, Aldborough’da ayakta duran Orta Çağ hacının aslında uzun süredir kayıp bir Ok’un kazınmış bir parçası olduğu biliniyor. Şeytan Okları nesiller boyu hikayelere ilham verdi ve merak uyandırdı. Yerel efsane, Şeytan’ın How Tepesi’nde durup devasa taş okları Boroughbridge yönünde fırlattığını, ancak onların hedefe varamayıp bugün ayakta oldukları yere düştüğünü anlatıyor.
Justin Scully, Fountains Abbey & Studley Royal ve Brimham Rocks Genel Müdürü
Günümüzdeki Durum ve Gelecek Perspektifi
Bu araştırma, megaliitik kompleksin kökenini net biçimde ortaya koyarken, taşların tam olarak oraya yerleştirilmesinin ardındaki amacın aydınlatılması için yeni sorular da doğuruyor. Araştırmacılar, efsanenin halk tarafından hâlâ sevilen bir parça olmaya devam ettiğini ancak bu taşların gerçek yolculuğunun da en az onun kadar olağanüstü olduğunu vurguladı.
Boroughbridge yakınında ayakta kalan üç devasa taş, binlerce yıllık bir insan emeğinin ve inancın sessiz tanığı olarak tarih boyunca yolunu sürdürüyor. Bilimsel çalışmalar, bu gizemli yapıların ardındaki hikayenin daha da derinleşmeye devam edeceğini gösteriyor.




1 yorum