Princeton University Press’in 2026 yılında yayımladığı “On Time: The Physics That Makes the Universe Tick” adlı kitabında, teorik fizikçi ve yazar Jim Al-Khalili, evrenin başlangıcı kabul edilen Büyük Patlama’dan önce zamanın var olup olmadığı sorusuna kozmolojik teoriler üzerinden yanıt arıyor. Yazar, Big Bang’ın zamanın kendisinin doğduğu an değil, sonsuz bir uzay içinde gerçekleşen yalnızca bir olay olabileceğini öne sürerek okuyucuyu, patlamanın “öncesi”nde neyin bulunduğuna dair üç temel fizik kuramına götürüyor.

Klasik kozmolojik görüşe göre Büyük Patlama, zamanın başlangıcı olarak kabul edilir ve bunun ardından kısa süreli bir uzay şişme süreci, yani inflasyon gerçekleşir. Al-Khalili ise bu sıralamanın tersine dönebileceğini savunuyor: Big Bang’ı zamanın doğduğu an değil, sonsuz uzayda belirli bir anda meydana gelen bir olay olarak görmek gerektiğini belirtiyor. Bu bakış açısına göre patlamanın “öncesi” diye bir şey yok; aksine patlama, bu sonsuz uzayın bizim bölgeye ait kısmında şişmenin durduğu ve daha sakin bir hızla genişlemeye başladığı andır.

Sonsuz Şişme: Ebedi Inflasyon Senaryosu

Ebedi inflasyon (eternal inflation) adını taşıyan bu alternatif kozmolojik teoriye göre, bizim evrenimiz sonsuza kadar şişmeye devam eden bir uzayın içinde küçük bir kabarcık olarak doğmuş oluyor. Bu çerçevede Big Bang, uzayın bizim bölgeye ait kısmında inflasyonun sona erdiği anı işaret eder ve bu kabarcık evreni, etrafındaki genişlemeye devam eden inflasyon alanının dışına bırakır. Teori, başka bölgelerde de yeni büyük patlamaların gerçekleşeceğini —belki sonsuz sayıda— öngörür; tüm bu evrenler birbirinden asla ayrı kalır ve aralarını, onları saran sürekli genişleyen ve hızlıca şişen uzayın kendisi ayırır.

Bu sonsuz uzayın tamamı, bireysel kabarcık evrenlerden ayrı tutulmak amacıyla “çoklu evren” (multiverse) olarak adlandırılır. Ancak bu tür fikirlerin bilimin sınırları içinde kalıp kalmayacağı konusunda fizikçiler arasında tartışma vardır. Birçok uzman, böyle bir senaryonun test edilebilir bir yolu bulunmadığı için düzgün bilimden fazlasına, yani yalnızca teorik bir merak konusu olduğuna inanmaktadır.

Büyük Patlamadan Önceki Başka İki Model

Inflasyon teorisinin yanı sıra Big Bang’ın zamanın başlangıcı olup olmadığına dair iki daha fazla alternatif öne sürülüyor. Bunlardan ilki, Roger Penrose tarafından ortaya atılan “konformal siklik kozmoloji” (conformal cyclic cosmology) adlı tekrarlayan bir süreçtir. Bu görüşe göre evren, her biri büyük patlama ile başlayan ve yalnızca eşit şekilde yayılmış ısısal radyasyonla dolu olan dengeye ulaşan bir evrenle biten sonsuz sayıda “yaşam” ya da döneme sahiptir.

An illustration of a blue spiral that looks like a clock with a starry background behind it.

Penrose’ın önerdiği fikir, evrenin bir maksimum genişlemeye ulaşıp çökerek yeni bir dönemin büyük patlamasını tetiklediği beklenen klasik bir “Büyük Çöküş” (Big Crunch) üzerine kurulu değildir. Bunun yerine, bir evrenin soğuk ve yayılmış sonu ile bir sonraki evrenin sıcak ve yoğun doğuşunu birbirine bağlayan ince bir geometrik fikir olan “konformal eşleme” (conformal mapping) devreye girer.

Al-Khalili’nin de estetik açıdan oldukça çekici bulduğunu itiraf ettiği ilgili hipotez ise string teorisi dünyasından türetilen “ekpirotik evren” (ekpyrotic universe) modelidir. Bu modelde, üç boyutlu uzayımız —ki bu aslında 4 boyutlu uzay-zamanın bir parçasıdır— adeta bir zar (brane) biçiminde, daha yüksek boyutlu bir alanda süzülür. Big Bang, bu zarın komşu bir zarla çarpıştığı andır; bu çarpışma devasa ısı ve radyasyon yaratır ve uzayımızın genişlemesini başlatır.

Bu teori doğruysa zamanın bir başlangıcı olmayabileceğini, kesinlikle de Big Bang’de başlamadığını vurgulamak istiyorum. Evren üç boyutlu uzayımızdan ibaret değildir; çarpıştığı komşu zar ile maksimum uzaklığa ulaşana kadar ayrılır ve ardından tekrar bir araya gelerek yeni bir büyük patlamada yeniden çarpışır.

Jim Al-Khalili

Ebedi inflasyonu gerektirmeyen ve Big Bang’ın zamanın başlangıcı olmadığını öne süren başka bir model de, ekpirotik evren fikrinin diğer kurucularından olan Turok tarafından geliştirilen “ayna evren” (mirror universe) teorisidir. Bu teori, fizik yasalarının temel denklemlerindeki zaman-simetrik yapısı nedeniyle, sistemin herhangi bir anı başlatıldığında entropinin geleceğe doğru artması kadar geçmişe doğru da artmalıdır. Turok’un önerdiği çözüm ise Big Bang’ın zamanın diğer temporal tarafında, bizim için geçmiş yönünde gelişen bir ayna evrenin varlığını öngördürdür.

a universe through a kaleidoscope

(Image credit: Curly_photo/Getty Images)

Bu model ayrıca, evrendeki madde-antimadde dengesinin neden daha fazla madde lehine olduğunu da açıklar: Ayna evrende “normal” maddenin bizim antimadde olduğumuz varsayımıyla, her iki taraf da Big Bang’ın kendisini zamanın artan entropi yönünde işaretleyen birbirinden tamamen ayrı dünyalar olarak görür.

Bilimsel Geçerlilik Sorunu

Al-Khalili bu kozmolojik teorilerin ne kadar ciddiye alınması gerektiği sorusuna da yer veriyor. Teorinin savunucuları, hipotezlerini destekleyecek deneysel kanıtların gerekliliğini biliyorlar; örneğin Büyük Patlama’dan önceki bir gerçekliğin kozmik mikrodalga arka planında donmuş izi gibi bir gözlemsel delil. Bu tür gözlemsel kanıt olmadan, söz konusu fikirler yalnızca teorik merak konuları olmaya devam edecek.

Kaynak, ayna evren senaryosuna dair ek öneriler sunarken, sonsuz genişleme ve büzülme döngüsünü tekrarlayan başka modelleri de göz önünde bulunduruyor. Al-Khalili’nin kitabı, zamanın gerçek olduğunu, yanılsama olmadığını; bir “master ok” (master arrow) biçiminde zamanın, evrenimizin yapısına baştan beri işlenmiş temel bir özellik olduğunu savunan ikna edici bir argüman öne sürüyor.

Kaynak: Princeton University Press — “On Time: The Physics That Makes the Universe Tick”, Jim Al-Khalili (2026).

İlginizi Çekebilir: Fatımî Kahire’den Normand Sicilya’sına: Bir Mimari Dilin İki Yüzyıllık Yolculuğu →
Kaynak: Live Science ↗