Nepal ve Tibet sınırındaki bölgelerde 26 Ağustos’ta meydana gelen şiddetli sel felaketinde binalar, köprüler ve diğer altyapılar yıkıldı. Yetkililere göre bu doğal afet nedeniyle ölü sayısı 900’ü aşarken, binlerce kişi kayıp.

“Büyük bir çamur kütlesi doğrudan üzerimize doğru geliyordu,” diyen hayatta kalanlardan Keshav Prasad Baral, eşinin hala enkaz altında olduğunu ve onu bulamadığını belirtti.

Bu felaketin nedenleri nelerdir ve gelecekte benzer olaylar yaşanabilir mi? Bilim insanları bu soruların cevaplarını arıyor.

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi’nin (USGS) 27 Ağustos tarihli açıklamasında, Nepal’in Lāṅṭāṇ Milli Parkı’ndaki bir olayın selleri tetiklediği belirtildi. Bu olay ya bir heyelan sonucu oluşan gök gürültüsü veya gök gürültüsünün neden olduğu bir çökme olabilir ve bu da yaklaşık 5.2 büyüklüğünde bir deprem enerjisine eşdeğer bir enerji üretmiş olabilir.

Birçok bilim insanı, heyelan hipotezine daha çok eğiliyor. Science dergisinden Hannah Richter’ın haberine göre, doğal tehlikeler konusunda uzmanlar, gök gürültüsü çökmesi teorisinin fiziksel olarak tutarlı olmadığını belirtiyor. Ayrıca, 26 Ağustos akşamı çekilen uydu görüntüleri, heyelan olduğunu gösteren çıplak bir dağ manzarası ortaya koyuyor.

Columbia Üniversitesi’nden sismolog Göran Ekström, “Gök gürültüsü sadece olayın yanında geçti” diyor.

Ancak uzmanlar hala suyun nereden geldiği konusunda emin değil. İlk başta bilim insanları, bir gölün çöktüğünü düşündüler, ancak uydu görüntüleri ve hava durumu verileri bölgede büyük göllerin oluştuğuna dair işaretler göstermedi, diyor Mohana Basu’ya Nature dergisine Ekström.

Grenoble Alpes Üniversitesi’nden jeomorfolog Kristen Cook’a göre, daha olası senaryo, heyelan sonucu oluşan buz ve tortunun aşağı yönde ilerlerken nehir suyunu da toplayarak bir çamur akışı ve sel oluşturmasıdır. USGS’ye göre, bu çamur akışı yaklaşık 62 kilometre yol kat ederken, etrafındaki kaya parçalarını ve suyu da emdi.

University of Calgary’den jeolog Daniel Shugar, CNN‘e bağlı Laura Paddison, Angela Fritz ve Ivana Kottasová’ya “Bu inanılmaz miktarda su” diyor. “Suyun nereden geldiğini anlamak, bu olayın en zor kısmı.”

Henüz kesin bir değerlendirme yapılmamış olsa da, bilim insanları, yükselen küresel sıcaklıkların Himalaya’daki buzulları istikrarsız hale getirdiğini ve bazı dünyanın en yüksek tepelerine ev sahipliği yaptığını biliyor.

University of Colorado Boulder’dan glasyolog Twila Moon, NPR’den Ava Berger, Diaa Hadid ve Julia Simon’a “Bu olayın daha olası hale gelmesinin nedeni iklim değişikliği olduğu ve benzer buzul tehlikelerinin ortaya çıkma olasılığının arttığı” diyor.

Binlerce buzulun rekor hızlarda erimesinin yanı sıra, üzerlerindeki permafrost da eriyor. Bu durum, dağların ve çevresindeki buzulların daha az stabil olmasına neden oluyor. Bu durum ise “büyük heyelanlara yol açabilir ve aşağı yönde büyük bir sel felaketine neden olabilir” diyor University of Colorado Boulder’dan dağ coğrafyacısı Alton Byers, Nature dergisine.

Önemli bir not: Buzul erimesi

Geçen yıl yapılan araştırmalara göre, Paris Anlaşması’nın en iddialı hedefi olan küresel ortalama sıcaklığın sanayi öncesi seviyelere göre 2.7 derece Fahrenheit’in üzerinde tutulması durumunda bile, dünyadaki 200.000 buzuldan yarısı 2100 yılına kadar eriyebilir.

Bilim insanlarına göre, dünya ısınmaya devam ettikçe bu tür olayların daha sık yaşanması olasıdır. Bu nedenle Nepal Dışişleri Bakanı Shisir Khanal, 29 Ağustos’taki bir basın toplantısında BBC News’e göre “küresel çabaların” iklim değişikliğiyle mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.

Khanal, “Himalaya ekosistemini korumak için uluslararası toplumdan yardım istiyoruz” dedi. Ülke, sera gazı emisyonlarında en düşük seviyede olmasına rağmen, iklim değişikliğinin en olumsuz etkileriyle karşı karşıya.

Shugar da aynı konuya değinerek, “Bu riskleri azaltmak ve bu tür felaketlerin yaşandığı bölgelerde yaşayan insanların güvenliğini sağlamak için adımlar atmalıyız” diyor PBS News’den Geoff Bennett’e.

Kurtarma çalışmaları hala devam ederken, tüm kayıp kişilerin bulunması haftalar sürebilir. Bazı insanlar enkaz altında sıkışmış halde bulunurken, bazıları ise hidrolik tünellerde mahsur kalmış durumda.

Felaketin ardından aylarca sürecek bir temizlik çalışması yapılması bekleniyor ve bazı aileler sevdiklerinin cesetlerini hiçbir zaman bulamayabilir, diyor Guardian’dan Hannah Ellis-Petersen.

Reuters’tan Saurabh Sharma’ya göre, Nepal yetkilileri yeniden yapılanma çalışmalarının 4 ila 5 milyar dolara mal olacağını ve bunun da ülkenin ekonomisinin yaklaşık onda birini oluşturduğunu tahmin ediyor.

İlginizi Çekebilir: Kadınların Eşitliği Günü Aslında Ne Anlatıyor? Cevap, Sadece 1920’yi Aşuyor →
Kaynak: Smithsonian Magazine ↗